Sosyal Medyayı Nasıl Daha Etkin Kullanabiliriz?

Sosyal Medyayı Nasıl Daha Etkin Kullanabiliriz?

 

Bilinçli Farkındalık (Mindfulness) kavramını daha çok kişiye ulaştırmak için sosyal medyayı nasıl daha etkin kullanabiliriz?

 

Mindfulness Institute’ de Doç. Dr. Zümra Atalay ile yürüttüğümüz Kulaktan Kulağa Mindfulness Projesi kapsamında bu hafta MEF Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı Dr. Ezgi Akpınar ile beraber kulaktan kulağa pazarlama ve sosyal medyanın uygulanmasını konuştuk.

Kulaktan kulağa pazarlama en basit anlatımıyla bireylerin kullandığı ve memnun kaldığı bir fikri, ürünü, sloganı yada markayı çevresine anlatması ve tavsiye etmesi olarak düşünülebilir. İnsanlar günlük tercihleri ve kararları yüzyıllardır kulaktan kulağa yayılan bilgilerin etkisiyle oluşmaktadır. Çoğumuz sevdiğimiz yazarlar, müzikler ya da favori restoranlarımızla arkadaşlarımızın tavsiyesiyle tanışmışızdır. Zaten kim iyi bir tavsiyeye hayır diyebilir ki?

Türkiye’ de insanların internette ortalama 4 saat vakit geçirdiğini biliyor muydunuz? 

Gelişen teknoloji ve artan sosyal medya paylaşım platformları ile kulaktan kulağa iletişim içerik sağlayıcılar için daha da önemli hale gelmiştir. İnsanlar Örneğin Amazon’ da herhangi bir kitap için yapılan 5 üzerinden değerlendirmelerdeki her bir puan artışının ortalama ilave 20 kitap satışı getirdiğini, ya da yiyecek-içecek sektöründe hizmet veren Zomato’ da artan değerlendirme puanının o işletmenin cirosunun artmasına sebep olmaktadır.

Sosyal medyanın gelişmesiyle markalar artık tüketicileri mutlu etmenin öneminin daha çok farkındalar. Diğer bir deyişle, tüketiciler artık eskisinden daha güçlü durumdalar. Markalar ise, tüketicileri mutlu etmenin ve mutlu tüketiciler tarafından hem sosyal medyada hem de günlük hayatta tavsiye edilmenin öneminin farkındalar.

Bir araştırma firması olan Lithium’ un yayınladığı geçtiğimiz yıllarda yayınladığı bir raporda kulaktan kulağa pazarlama ile ilgili çarpıcı istatistiklere yer verilmiştir. Rapor göre;

  1. Kulaktan kulağa pazarlama satınalma kararlarının %50’sini etkilemektedir.
  2. Bir günde 1.000 ve üzerinde sayıdaki tüketici bir marka hakkında 500.000’e kadar konuşma yapabilmektedir.
  3. Tüketicilerin %92’si arkadaş ve aile üyelerinden aldıkları tavsiyelere diğer reklam çeşitlerinden daha fazla güvenip ve %81’i arkadaşlarının sosyal medya paylaşımlarından etkilenerek tüketim kararı vermektedir.
  4. Markaya duyulan güven bir önceki sene sonuçlarına göre %7 azalarak %10 seviyesine inmiştir.
  5. Tüketicilerin %30’u bir marka hakkındaki olumsuz fikirlerini sosyal medyada paylaşacağını, %56’sı ise güvenmedikleri bir markayı her yerde eleştireceğini söylemiştir.
  6. Tüketicilerin %70’i bir markayı satın almadan önce sosyal medyadaki tüketici yorumlarını okumakta, %89’u ise bu yorumları en etkili içerik olarak görmektedir.
  7. Tüketicilerin çoğu sosyal medyada markalarla ilgili olumlu deneyimlerini paylaşmaktadır. Markalarla ilgili yapılan paylaşımların %66’sı olumlu ger bildirimler içermektedir.
  8. Süper paylaşımcıların (güvenilir, marka ve ürün hakkında derin bilgisi olan uzmanlar) sosyal medyadaki etkileri çok kuvvetli ve satınalma kararları üzerinde diğer paylaşımcılara göre 4 kat daha etkililer.

Peki sosyal medya insanların kararlarında bu kadar etkili ise, bir fikir ya da ürün hakkında paylaşım yaparken nelere dikkat etmeliyiz?

1

Sosyal medyada başarılı olmak için özellikle içerik oluştururken gereken özeni göstermemiz gerekiyor. Paylaşımlarımızda dikkat etmemiz gereken kavramlara bir göz atmak gerekirse;

  1. Güven: Sosyal medyada paylaşım yapanların güvenilirliği çok önemli. Tutarlı ve güvenilir bilgi sağlanmalı.
  2. Akılda kalıcılık: Tüketicilerin her gün markalarla ilgili ortalama 100 milyon konuşma yaptığı ve bu konuşmaların sadece %7’si çevrimiçi, kalan %93’ünün ise çevrimdışı olduğu belirtiliyor. Sosyal medyada paylaşılan bir içerik kısa, net, dikkat çekici ve akılda kalabilmeli ki çevrimdışı ortamda da paylaşılmaya devam edilebilsin.
  3. Paylaşım zamanı: Sosyal medya kullanıcıları en çok yemek saatlerinde ve gece uyumadan önce hesaplarını kontrol ediyor ve paylaşım yapıyorlar. Bu saatlerde yapılan paylaşımların daha çok kullanıcıya ulaşması mümkün. Ayrıca, paylaşım yapma sıklığı da tutarlı olmalı.
  4. Sadelik ve dikkat çekicilik: Sade, basit, canlı renklerin yer aldığı görseller daha çok dikkat çekiyor ve paylaşılıyor.
  5. Çözüm odaklılık: Paylaşımların başında o paylaşımın neye çözüm önerdiği net bir cümle yada bir soru cümlesi ile belirtilmeli. Kullanıcılara paylaşımları okumak için bir neden verilmeli.

Dr.  Ezgi Akpınar’ın bizimle paylaştığı bir diğer bilgi ise beraber akademik çalışmalar yaptığı Pensilvanya Üniversitesi akademisyenlerinden Jonah Berger’ in ‘’Contagious – Bir Ürünü veya Fikri Popüler Yapan Nedir?’’ adlı kitabındaki değerli ipuçları oldu. Amerika’da en çok satanlar listesine giren ve alanında oldukça fazla ses getiren kitap, sosyal iletişimde başarının sırlarını örnek vakalarla açıklayan bir kaynak kitap olarak dikkat çekiyor. Jonah Berger kitabında, bir fikrin yada bir ürünün kulaktan kulağa pazarlamada başarılı olması için bir 6 temel öğeden oluşan bir formül olan STEPPS unsurlarından en az birini içermesi gerekiğini söylüyor. Peki nedir bu STEPPS?

2

  1. Sosyal Değer (Social currency – S): İnsanlar zeki, eğlenceli görünmek ve olumlu bir imaj sergilemekten hoşlanır ve kendilerini iyi gösterecek şeyleri severler. Ürün yada fikir insanlara olumlu bir imaj vermeyi ve sosyal statü sağlamalı.
  2. Tetikleyici Unsurlar (Triggers – T): İnsanlar hatırladıkları konular hakkında konuşurlar. Fikir yada ürün hakkında herkesin bildiği basit göndermeler ve tetikleyici unsurlar içeren sosyal medya içerikleri insanlar tarafından daha çok hatırlanır, paylaşılır ve daha çok konuşulur.
  3. Duygusallık (Emotion – E): Heyecan, öfke, eğlence, hayranlık uyandıran içerikler insanlarda daha fazla duygusal uyarılma oluşturur ve bu içerikler daha çok paylaşılır.
  4. Göz Önünde Olma (Public – P): İnsanlar sıklıkla birbirini taklit ederler. Ancak, gözlenmeyen birşey taklit edilemez. Bir davranış ne kadar göz önünde olursa o kadar fazla sosyal etki yaratır ve o kadar sık paylaşılır.
  5. Pratik Değer (Practical value – P): İnsanlar diğerlerine faydası olacak (sağlıklı beslenme, zaman tasarrufu vs…) içerikleri daha çok paylaşırlar. Bu sebeple, sosyal medya pratik bir değer içermeli ve bir fayda taşımalıdır.
  6. Hikayeleştirme (Stories – S): Hikayeler sayılardan daha çok akılda kalır. İnsanlar hatırlanabilir bir hikaye içeren paylaşımları teknik özellikler yada istatistik bilgi içerenlere göre daha çok paylaşırlar.

Dr. Ezgi Akpınar’ ın muhteşem eğitimi ile hepimiz sosyal medyanın gücünü çok iyi anladık ve Mindfulness (Bilinçli Farkındalık) kavramını daha çok kişiye ulaştırma için sosyal medyayı nasıl daha etkin kullanabileceğimiz öğrendik. Stres yönetiminden yaratıcılığa, psikolojik iyi oluş halinin arttırılmasından anksiyete bozukluklarının tedavisine kadar birçok farklı alanda etkisi akademik araştırmalarla desteklenmiş olan Mindfulness temelli yaklaşımlar hakkında toplumu bilgilendirmek ve farkındalık yaratmak artık daha kolay!

 

Doç. Dr. Zümra Atalay’ın Eğitimi’nden Pınar Başbay’ın Notları

Share this post